GİDENİN ANISINA
Geçen gün gitmeden bu kahrolası dünyadan göçmeden Orurduk dostlarla; Kaç mevsim gördük bu ömürde? Kaç bahar? Kaç yaz? Kaç hazan ? Kaç kış yaşadık ? Hazana benzettik ömrü. Bir ağcın yaprakları gibi Sam yeli esti Salladı dallarrımı Savurdu yapraklarımı sağa,sola Toplayamadık; Kaç yaprak gitti! Beş mi? On mu? Otuz mu? Kırk mı?.. Biz hesaplamadan ; Bu hazanın ,son deminde Girmeden kışa, Bir akşam dostların arasında Biti verdi yaşam… Dostlar! Ağıtlar yaktılar. Sel oldu göz yaşları Ah siz dostlar!… Neler olacak ?bilinmez ama Zemheri ayazında toprağımla donacak Karlarım ve bedenim… Bahar gelecek Toprağım çatlayacak ,ısınacak ve yeşillenecek üstüm. Meltemler okşayacak çimenlerimi. Yazlar gelecek Dost elleri değecek çimenlerime Kazınacak toprağım Ruhuna el -fatiha yazılı taşlar dikilecek baş uçlarına bedenimin Dostlar okşayacak taşlarımı, Bedenimi okşar gibi Yanaklarımdan öper gibi, Öpecekler taşlarımı. Mevsimler dönecek, Kaç mevsim geçer bilinmez!.. Yine bir hazan mevsiminde Benden kalan anılarda Sam vurdukça savrulacak Dostlarımın anılarında … Ve ben Savrulup gideceğim Toprakta eriyip giden bedenim gibi……