Köşe Yazıları

ELEŞTİRİ ÜZERİNE

Gerilerden seyir bir yandan örnek bir ilerlemeyi izlemenin avantajını yaratırken, diğer taraftan da ayak uyduramamanın acizliği ve doğru özümsemeden, içselleştirmeden yanlış ve eğrilerin yumağı olma riskini içermektedir. Taklidi bir aydınlama ile paralel yürütemediğinden kendisi ile çelişen, çevresi ile hiçbir uyum içinde olmayan kişiliklerin toplamı ucube bir toplumun şekillenmesi ortaya çıkarıyor. Diğer taraftan taklit büyük bir emeği içermediği için esasa ve asıla gereken saygı ve itinayı gösterme kabiliyetinden uzak bir toplum oluşturur.

İnsanlığın gelinen noktaya öyle bedeller ödemeden gelmediğini, politik, sosyal ve kültürel kazanımların büyük ve zorlu mücadelelerle, çoğu kez hayatlar, canlar ortaya koyularak kan pahsına elde edilmiş olduğunu bilmek. kanıksamak ve yaşatmak, yaşaması için mücadele etmek büyük önem arz etmektedir. Böyle bir geleneği olmayan kişiler ve toplumlar, bu büyük kazanımları hoyratça kullanmaya fazlaca mehilidirler.

‘Medeniyet dili’ olmadığını illeri sürerek bir dil üzerinde baskıcı tavrın sürdürülmesini haklı göstermek, bunu da “medeniyet” adına yapmak işte söz konusu kişi ve toplumun icaazatı için çok bariz bir örnektir.

Bir tartışmada Haklı ile haksızı, doğru ile yanlışı ayni kefeye koyup sansürlemek, bunun için iletişim araçlarına saldırmak ve bu acizliği de birliği sağlamak adı altında yapmak yine bu çelişkili kişiliğin, düşüncenin ve yaklaşımın ürünü olabilir. Bu tür örnekleri çoğaltmak mümkündür.

İnsanlığın kazanımlarına gereken saygıyı göstermeyen bu kazanımların savunuculuğunu yapmayan kişi ve toplumlar en geç kendileri mağdur duruma düştüklerinde yapmış oldukları tahribatlara ne kadar ortak olduklarını fark etseler de çok geciktiklerini göreceklerdir.

Geçmiş yüzyıllın en büyük diktatörü ve faşizmi Nazi düşüncesi, Yahudilere saldırırken alkışlayan aydınlar, sanatçılar, kiliseler, kadınlar ve toplumun diğer kesimleri hedef haline gelince kendilerini savunacakları tüm araç ve imkânlardan yoksun kaldıklarını fark etmeleri belki de yaşadıkları en büyük ceza ve içinde oldukları durumdan kendilerinin sorumlu olduklarını bilmeleri en büyük acı oldu.

Doğan ZORLU

İlgili Makaleler

Bir Yorum

  1. Elestiri ve ifade özgürlügü düsünce özgürlügü ile baglantili oldugunu göz önünde bulundurarak, konuya Rosa Luxemburg’un „özgürlük, farklı düşünenlerin özgürlüğüdür“ sözü ile girmek istiyorum. Rosa Luxenburg bu sözleri kaleme alirken, Almanya´da özellikle sol görüslü cevrelere karsi baskilarin ayyuka ciktigi bir dönem yasanmaktadir. Elestiri ve ifade özgürlügünü kapsayan düsünce özgürlügünün günümüze nasil yansidigina bir kisa bakalim ve bizim topraklarda cok fazla birseyin degismedigini görecegiz. Özellikle feodal ve demokrasi ilkelerinin özümsenmedigi toplumlarda ilk sekteye ugratilan hak, tartismasiz kisisel özgürlüklerdir ve özgürlüklerin temelinde düsünce özgürlügüdür. Birileri kalkar din ile sinirlari cizer, tabulari yaratir; birileri cikar, örf ve adetlerimizden demlenerek sansür uygular; birileri kalkar ideolojik ve siyasi baski unsurlarini kullanir ve birileri kalkar `hepsinden biraz olsun` yaklasimiyla cok amacli tezler üretmeye calisir. Bunlarin birde üstüne tehditler ve saldirilar eklenir. Yalniz asil hedef hep aynidir: Bütün yasaklarin temelinde hep iktidar hedeflerini ve cikar iliskilerini görürüz. Kisacasi bir kligin cikarlari dayatilir ve insanlar temel haklarindan vazgecirilmeye calisilir.

    Temel Demirer bir röportajında konumuza bu degerlendirmesiyle temas eder: „İfade özgürlüğü sadece hoşa giden düşünceler için değil, ‘devleti ve toplumun herhangi bir kesimini inciten, şoke eden ya da rahatsız eden’ görüşler için de geçerlidir. Bu durum çoğulculuk, hoşgörü ve açık görüşlülük temelinde söz konusudur… ”

    Evet, ne yapacagiz bundan sonra? Birde Sokrates’e kulak verecegiz: „Size ne yapacağınızı söyleyebilirler, ama ne düşüneceğinizi asla…”

    Selamlar

    ..

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu