Köşe Yazıları

ARDINDAN SÖYLENENDİR

Son bir göz atıp,el sallayıp,mağrur ve ağır aksak dönüp gittiğin gün sislere sarıldım kupkuru tenimle.Umutlarımı ektiğim yüreğine, yüreğimin sabanını vuramadan sırtına yağdı gözlerimin nemi.Bu yerlere sürülesi yüzümden kaç yüz düştü ardından ayaklar altına?Kurtların ulumasını bastırmak için ardından kaç insan çığlığına büründü sesim?Ah zamana ihanetin adı sen…Gitmeler olmayacaktı ölümden gayrı hiçbiryere.Dilden dökülmesede yüreğe kazınmış inancın adı sözlerin en büyüğü değilmiydi?Sessizliğin içinde çığlıka dönüşen her bir ses titreşimimiz bizlere ve halkların umutlarına yeni bir renk katarken,bir gölgenin azılı dişlerini etine sürtmesinden sinip gitmek olmazdı ya, olur kıldın.Sen gittin yağmurlar konakladı ilimizde,kara bulutlar karartılarını sürdü gözlerimize.Sen gittin rengimiz kızıllığından şüphe etti.Hangi inanç bu kadar bilimsel olurda, buna rağmen terkedilir sorusu takıldı yeni nesillerin ve seninle adımlarını bir atanların akıllarına.Ki anlatılacaktı gidişinin nedeni…Bilinecekti soysuzluğunun ardı arkası…Sen ihanetin tadı olacaktın,çarkında kaba etlerin ezilecekti sömürü dişlisinin.Adın beyinlere hain diye kazılacaktı…Bunları bilerek gitmen niye?Neden bu zarar ziyan bunca emeğe?
-Gözlerin gözlerime yağsada,gidişinde boğulmayacağım.Kuru tenimi sislerde neme tutarım.Yeni günlere evrilirim sensizde olsam,çünkü yarın devrimlere dönerim çoğalan inançlarımla.Sen gittin diye küsmez bu çığlık hayata,ama hüzünlenir,hüznünü sevince dönüştürür yeni çocuklarla.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu