• PDF

FESATLIK TOPRAKTA MI İNSANLARDA MI?

  • CAN DELAL tarafından yazıldı.
Avatar

 

Yıllardır sorunlarımızı görmemezlikten gelip,aşiretçilik temelinden taraftarlık yaparak bugünlere geldik.Bir bağ ot için ,bir tarla suyu için ve sayısını arttıracağım bir çok insandan değersiz olay için insanlar kavga ettiler.Bu kavgalarda hep doğru olan değilde, aşiretçi yaklasımlar kazandı.Tabi her zaman fesatlık kavramıda , her toplumda olduğu gibi bizdede devam ettirildi.Eğer bir yerde hırsızlık yapanlar deşifre edilirse,ahlaksızlık yapanlar gösterilirse,halen mesleki fesatlıkları devam ettirenler deşifre edilmezse hiçbir şeye çözüm bulunamaz.Bulunamadığı gibi derneğin siteside yeni nesilleri yönlendirme,kaynaştırma içerikli yazılardan çok materyalist cümlelerle yoğrulmuş salataya döner.
Yazının başlığını içeren hikaye okunursa bazı şeyler daha iyi anlaşılır.
''Üç kardeştiler. Babaları öldükten sonra kalan arazi yüzünden birbirlerine girdiler? Gelinler, akrabalar olayı büyüttükçe büyüttüler. En büyük kardeş adeta kahroldu. Köylerini terk etme kararı aldı.
Kardeşlerine de;
- Ben dedi hakkımdan vazgeçiyorum. Size bağışlıyorum bana düşen bütün arazileri, yarında köyü terk ediyorum.
Kardeşler hem çok şaşırdılar, hem de sessiz kalmak işlerine geldi.
Aslında sevinçlerinden neredeyse bayılacaklardı. Köyün en büyük arazisi yarı yarıya onlara kalacaktı.
İkinci kardeş, içinden enayiliğine doyma ağam dedi. İnşallah caymazsın?
Ağabey o tarihe kadar evlenmemişti. Kardeşlerinin büyümesini beklemiş, hayatını onlara hasretmişti.
Ertesi gün, şafak sökerken vurdu sırtına azık torbasını, şoseye doğru düştü yola.
Babasından kalan arazinin önünden geçerken, torbasındaki küçük bir keseyi çıkardı ve içine bir avuç toprak koydu.
Kendi kendine;
- Dedem rahmetlik, oğlum bu toprakta fesatlık var. Biz çıkıp gidemedik. Çık git babana aldırma derdi. Kısmet galiba bu güne..dedi. Ne dedeme, ne ondan öncekilere, ne de babamla amcalarıma hayretmedi. Şimdide, kardeşlerimle bana hayretmiyor. Bari bu kadar toprak hatıra kalsın.
Şoseye vardı bir müddet bekledi. İlk gelen üstü açık kamyona el kaldırdı. Bindi gitti.
Aradan 20 yıl kadar geçti.
Büyük kardeş, namı bütün ülkede duyulan cinsten zengin olmuştu.
Kardeşleri, kendi hakkından vazgeçen ağabeylerini ziyaret edip, gönlünü almak istediler.
Düştüler yola?
Ağabeylerinin yanına vardıklarında yüzlerindeki büyük pişmanlık hissinden başları yerdeydi.
Ağabey kardeşlerini bağrına bastı. Şehrin her tarafını gezdirdi, yedirdi, içirdi, her birine, kıymetli ve değerli hediyeler armağan etti. Konak gibi bir yerde oturuyordu.
Kardeşleri yattığında hanımına;
Şunların kapısına bir var dedi, bak bakalım ne konuşuyorlar.
Adamın hanımı, kulağını dayadı kapıya;
Kardeşlerden biri ağlamaklıydı.
- Ağamıza haksızlık ettik diyordu. Başkası olsa bizi tanımaz, adamlarıyla şehre bile sokmazdı.
Diğeri ise;
- Adamı yirmi sene önce yolcu bile etmedik. Biz adam mıyız gardaşım diyordu. Şu büyüklüğe bak, resmen duman olduk?
Adamın karısı kocasına;
- Bey dedi kardeşlerin bir pişman, bir pişmanlar ki sorma, ağlıyorlar?
Adam acı acı güldü;
- Bırak ağlasınlar dedi. Benim sakladığım köy toprağım var ya yarın yataklarını serdiğinde, görünmeyen kısımlara birer tutam serpiver.
Ertesi akşam, adamın karısı denileni yaptı ve kardeşler odaya girdiklerinde yine dayadı kulaklarını kapıya.
Kardeşlerden en küçüğü;
- Bu kadar zenginlik bir adama çok diyordu, hem daha çocukları küçük ağamızı öldürelim, bölüşelim malını?
Diğeri ise;
- Benim karım öldü diyordu, ağamızı öldürdükten sonra, karısını da ben nikahlarım dedi, söyle ne zaman harekete geçiyoruz?
Kadın heyecanla ve telaşla, gözyaşları içerisinde kocasına anlattı olanı-biteni.
Adam, dışarıda bekleyen adamlarını çağırttı ve kardeşlerini yaka-paça aldırıp karşısına getirterek ve dedi ki;
- Bu toprak size değdikçe, bu fesatlık sizden gitmez. Dua edin ki, kardeşimsiniz. Varın gidin fesatlıkla yoğrulan o topraklara?
Sonra o küçük keseyi, en küçük kardeşine uzattı;
- Al dedi, bu kese de size bıraktığım topraktan bir avuç vardı, tek bir parçasını bile istemem. Al bu da senin olsun. Gözünüz doyar belki?
Kardeşler, kaçar gibi uzaklaştılar, ağabeylerinin huzurundan?''
saygılar....can delal

Gönderen : Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Bu Konu ile İlgili Düşüncenizi Belirtin


 
DERNEĞİMİZKÖŞE YAZILARIFOTOĞRAFLARVİDEOLARİLETİŞİM